Evin dışına asılan tablolar; pencereler

“Ruhumda gizli bir emel mi arar

Gözlerime bakıp dalan gözlerin

Aklıma gelmedik bilmece sorar

Beni hülyalara salan gözlerin”

               Sevgilinin gözleri için yazılmış, bu şiir benim için, pencerelere o kadar güzel uyuyor ki. Evlerin gözleri de pencereler değil mi zaten?

                İçeriden bakarken “ benliğimiz”, dışarıdan bakarken “ kimliğimiz” olan pencereler, azalmayan bir ilgiyle kendine çekiyor beni. Üzerinde çalışanlara, bilimsel ya da estetik açılardan, geniş olanaklar sunacak cömert bir alan bence pencereler.

               Metafor olarak dile yerleşen “pencere” kavramını irdelemek değil amacım. Doğrudan pencerelere bakmak ve “bakanı hülyalara salmasına” izin vermek. Ve böyle yaparak rahatlamak, gevşemek.

               Mimarî tasarıma sahip pencereli evler ya da apartmanlar şanslı; çünkü yapısal estetikten kaynaklanan bir güzellik, bakışları kendine çekip bakanı hülyalara salabilir, hafızanızda yer edip kalabilir.

“  Nigâhın gönlüme –ey peri  peyker-

  Leyâl_i hasretin hüznünü döker

Karanlıklar gibi yığılır çöker

   İçimde yer edip kalan gözlerin.”

 

               Mimari unsurları zayıf olan pencerelerin bu “salma” eylemine geçmesinin etkili yollarından biri de onu, yani pencereyi doğa ananın kollarına “kontrollü teslim etmek”tir. Şayet kontrolsüz olursa güzellik özelliğini kaybediyor. Apartman pencerelerine bile uygun bitki seçimiyle bu yöntem uygulanabilir. Yeter ki bu doğa anadan destek alarak yeşeren pencerelere ilginiz olsun. Yeter ki siz doğa anayı sevin ve ona inanın! Aklınıza başlangıçta gelmeyenler türlü noktalar sonradan güzelliğe katılacak, her katılmayla daha zengin bir görüntü oluşacaktır.

 

                   Kontrol derken küçük makas dokunuşlarını, tel veya diğer aparatlarla yönlendirmeleri kastediyorum. Beraberinde börtü böceği getirmesine rağmen, doyurucu görüntülere ulaşmayı bu küçük, hadi bazı dönemlerde büyük diyelim, dokunuşlar sağlıyor.

                  Pencere evlerimizin dışına asılan bir tablo olmalıdır bakanı hülyalara gark eden.

“Gamzende zahir, ey ömrümün vârı

Füsûn-i hüsnünün bütün esrarı

Neşreder âleme rengi baharı

             Koyu menekşeye çalan gözlerin.”   (1)

 

 

                  “Gözlerin”, Rıza Tevfik Bölükbaşı, Türk Edebiyatı, Cilt 3(dördüncü baskı), Türk Edebiyatı Yayınları, 1978,İstanbul

 

Reklamlar

2 thoughts on “Evin dışına asılan tablolar; pencereler

  1. Okurken rahmetli babaannemin apartman dairemize uzanan üzüm asmasının yukarı çıkmasını engelleyerek bizim balkon ve pencerelere sardırdığını hatırladım. Bu sayede hem apartmanın en yeşil balkonu olmuştuk, hem de yaz boyu üzüm ve yapraklardan nimetlenmiştik. Daha da ilginci, bu sene annemler o evden taşındı ve ben taze yapraktan mahrum kalacağız diye düşünürken, yeni dairelerinde de eski ev sahibi balkona asma sardırmış. 😊 Bir parçacık bir yeşil bile insanı ne mutlu ediyor.

    Beğen

    • “Küçük bir parça yeşilin insanı mutlu etmesi” fikrine bir bahçıvan olarak katılmamak mümkün mü! Pencerelerle kurulan ilişkilerde de etmenlerden en kuvvetli unsur yeşil,yeşillik!Yeşilin verdiği dinginlik duygusunu yeni apartmanda yaşamaya devam edeceğiniz için gülümsüyorum; Mevlana’nın “Sadece susayan suyu değil; su da susayanı ararmış.” sözünü hatırlayarak.

      Beğen

Yorumlar kapatıldı.