Neler Görür Gözlerim, Anlatsam Mizansen Olur

                Mevsim kışsa, sabah perde açılıp o büyülü beyazlıkla karşılaşılmışsa, o gün bir de doğum günüyse fotoğraf çekmeye başlama anı gelmiştir.

                1.Sahne

                Sabah perde açılır,gece başlayan kar yağışı devam etmektedir.Bu masalsı gün atmosferini kalıcı hale getirmek için fotoğraflama başlar. Beyaz bir gülün camı tıkladığı duyulur; balkon demirine sarılmış içeriye bakmaktadır.

Kar beyaz, gül beyaz, ev beyaz iken tam  da çekilen karenin yakınına bir kuş konar. Bülbül değildir; ama belki ondan daha duyarlı olan “gül demeden” orada biten bir kuştur o. Uçup gittiğinde geride birkaç fotoğraf, dudaklarda tatlı bir tebessüm, ellerde çabuk olma telaşından titreyiş, kalbde nefesi tutmanın verdiği

çarpıntı bırakır.

img_4793

               2.Sahne

                Beyaz evin siyah kedisi Safo bahçeye çıkar.img_4724 O gün kar yağmıştır. Kediler karı, yağmuru, suyu pek sevmezler. Böyle şartları zor bir günde belki kara bir kediye ilan- aşk etmek daha özeldir.

Bu “seranat” sahnesinde ev sahibinin şımarık kızı kara kedi ve  âşık  “Romeo” kediye pencere kıyısında günlerdir açmaya devam eden beyaz açelya ile havuzdaki balık eşlik etmektedir.

              3.Sahne

              Üç gün önce, erken baharı hatırlatan bir günde Bahçıvan hanım komşunun tarafına dikine dikine uzayan kış hanımelisinin  birkaç dalını budar.Tomurcuklanmaya başlamıştır bitki; dalların  uçlarındaki tomurcuklu kısımları alır, eve götürüp suya koyar.img_4824img_4823

Karın yağdığı o gün evin içine limon çiçeği kokusunu andıran koku yayılırken Japon  resimlerindeki bahar dalları görüntüleri oluşur.

              4.Sahne

              Kalanşo yaz boyunca- derin budanmanın etkisiyle- açamadığı çiçeklerini  güzün tomurcuklanarak açmaya çalışırken soğuklar bastırır; Bahçıvan hanım onu korunaklı ve ışık yönünden zengin balkona taşır. Tomurcuklar günden güne büyür büyür ve karın yağdığı gün ilk çiçekler görünür.imag0363

Öte tarafında bu eve  yeni gelmiş bir kış çiçeği sinererya vardır.Biraz ötede fırtınada limana sığınmış iki gemi; sardunya saksıları bulunmaktadır.

 

              İşte böyle! Bir güzellik oluşturulduğunda (en büyük güzellik doğa anaya ait) diğerleri  de o güzelliğe eklemlenip güzellik içinde başka güzellik olabiliyorlar. Ya da birazdan  alıntılayacağım şiir gibi boyut değiştirebiyor güzellik.

 

            İşte bir vazoda açmış iki gül,

İşte bir saksıda eşsiz kuşkonmaz.

Gülleri gördükçe gönlüm bir bülbül,

Saksıya baktıkça içimde bir haz.

 

Dışarda fırtına uğultu tipi;

Odada sessizlik tutulur gibi;

İşte o da geldi, evin sahibi,

Oturduk eskiden konuştuk biraz.

 

Dışarda fırtına, tipi…Yerler kar;

İçerde başbaşa iki bahtiyar.

Onları ısıtan eski bir bahar,

Dışarda yepyeni bir kış, bir ayaz.( 1)

 

 

                 (1) “Başbaşa”, Ahmet Kutsi Tecer, Bütün Şiirleri, 3. Basım; Bilge Kültür Sanat, İstanbul, Eylül 2009

Büyülü beyazlık

31 Aralık gecesi yağmaya başladı kar. 1 Ocak sabahı perdeyi yeni bir yıla ve güne açmak olasıdır; ama kara açmak, daha sonradan özlemle anacağımız bir “an”ı, “hafıza sarayı”na kaydetmek için ganimet diyeceğim bir fırsata dönüşür.

İşte o fırsatı iyi değerlendirmeli, büyü bozulmadan yani kar erimeden ya da üzerinde gezinmeler başlamadan, “an”ları yakalamalıydım. Büyü dedim; çünkü insanın neden olduğu çirkinlikleri bir çırpıda güzelliğe dönüştürmek için karın bu özelliğini  “büyü” sözcüğü tam karşılıyor bence. Yaşadığım yerin ılıman iklim yapısı karın uzun süre yerde kalmasına izin vermiyor. Bir bakıyorsun beyaz battaniye her yeri örtmüş, bir bakıyorsun erimiş. Bu çabuk erime özelliği de, ondan aldığımız doyumu arttırıyor olabilir. Uzun süren kışın “büyü” sözcüğünü nasıl tahrip edip itibarsızlaştırdığını Erzurum’daki öğrencilik günlerinden öğrenen de bendim.

Şimdi büyü zamanı!IMG_9632IMG_9634IMG_9644IMG_9656IMG_9664IMG_9674IMG_9675IMG_9731IMG_9681IMG_9738IMG_9694IMG_9756IMG_9679IMG_9740IMG_9684