İşlemeli yelek

               Yelekleri hep sevmişimdir; örgü,  işlemeli, kumaş, dantel… Stile göre klasik, modern, etnik ya da folklorik, spor… Yedisi bir tarafa, bebeklerden, yetmiş yedisindeki yaşlılara kadar her yaş grubunun hemen her mevsim giydiği bu giysi ana unsurumuz bedenimizi sarıp sarmalar.

               “yelek” sözcüğünün kökünü  “yel” olarak vermiş etimolojik sözlük. “Yel-ek”, hafif kolsuz ceket anlamı yanında; “kuş kanadı”, “kanat tüyü” anlamlarına da gelmekteymiş.(1) Şimdi şu sözcükleri sıralayalım: yel, hafif, kolsuz, tüy, kanat, kuş.  Ne çağrışımsal değere sahipmiş giysimiz yelek! Her yelekli kişi, bir kuş oldu şimdi gözümde.

 

               Şimdiki yeleğimiz,  işlemeli olanlardan.

               Eski bir dergiden bordürler, İnternet ortamından da düz renkte bir motif bir araya getirilince bu “melez” yeleğimiz doğuverdi.

                Düz renk motif renklendirildi ve işlemek için uygun teknikler seçildi: suzenî, hiristo, tohum işi, battaniye iğnesi, sap işi, papatya işi, balıksırtı, y iğnesi, Çin iğnesi

              Kumaş olarak yün telayı tercih ettim; neden mi? Bir defa rengini bir yeleğe çok yakıştırıyorum,  bu renk iplik renklerimizi de güzel gösteriyor. Üstelik doğal bir malzeme; yün.  Ahhh, doğalın sıcaklığı!

               Yelek kaplumbağa adımında işlenip tavşan hızında dikildi. Ve “kendin yaptın” öz güveniyle giyiliyor.            1- “Sözlerin Soyağacı”, Sevan Nişanyan, Adam Yayınları (birinci baskı), İstanbul,2002